Disiplin Ceza Puanı Hesaplanmadan “Disiplinsizliği Alışkanlık Haline Getirme” Ayırma Cezası Verilemez
Danıştay 12. Dairesi'nden TSK disiplin hukuku için tarihi bir emsal karar çıktı. 5 Mart 2024 tarihli E. 2020/2892 – K. 2024/1048 sayılı kararıyla, "disiplinsizliği alışkanlık hâline getirme" gerekçesiyle verilen Silahlı Kuvvetlerden Ayırma cezalarının temel dayanağını yeniden belirledi: Artık ceza sayısı değil, disiplin ceza puanı esas alınacak. Bu karar, TSK personelinin disiplin işlemlerinde objektiflik ve hukuk devleti ilkelerinin güçlenmesi adına önemli bir dönüm noktasıdır.
TSK Disiplin Hukukunda Yeni Ölçüt: Ceza Sayısı Değil, Ceza Puanı Esastır
Danıştay 12. Dairesi, bir astsubay başçavuş hakkında 6413 sayılı Kanun’un Ek (2) Cetveli uyarınca disiplin ceza puanı hesaplanmadan tesis edilen Silahlı Kuvvetlerden Ayırma cezasını hukuka aykırı bularak bozdu. Bu karar, TSK personeli hakkında tesis edilen "Disiplinsizliği alışkanlık hâline getirme" işlemlerinde ceza puanının zorunluluğunu vurgulaması bakımından emsal niteliğindedir.
Dava Konusu: Astsubay Başçavuşa Verilen Ayırma Cezası
Davacı astsubay başçavuşa, 4. Mekanize Piyade Komutanlığı'nda görev yaparken, 2001–2015 yılları arasında aldığı toplam disiplin cezaları gerekçe gösterilerek "disiplinsizliği alışkanlık hâline getirmek" fiili kapsamında ayırma cezası verilmişti. Ancak idare bu işlemde kritik bir hata yaparak:
- Ceza puanlaması yapılmamış,
- 1 yıl ve 5 yıllık puan sınırları değerlendirilmemiş,
- Sadece ceza adedi dikkate alınmıştır.
Danıştay, bu yaklaşımın açıkça hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir.
6413 Sayılı Kanun’a Göre Ayırma Cezasında Ceza Puanı Hesabı Zorunlu
6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu’nun 20 ve 21. maddeleri, "disiplinsizliği alışkanlık hâline getirme" fiili için somut ve objektif kriterler getirmiştir:
a) Son 1 yıl içinde:
- 18 ceza puanına ulaşmak, veya
- En az 2 disiplin amirinden 12 veya daha fazla ceza almak.
b) Son 5 yıl içinde:
- 35 ceza puanına ulaşmak, veya
- En az 2 disiplin amirinden 25 veya daha fazla ceza almak.
Kanun’un Ek (2) Cetveli, her disiplin cezasının puan karşılığını net bir şekilde belirlemektedir. Bu sebeple, ayırma cezası verilebilmesi için ilgili personelin aldığı tüm disiplin cezalarının puan karşılıklarının tek tek hesaplanması vazgeçilmez bir şarttır.
Mahkemelerin Hatası: Ceza Puanı Yerine Ceza Adedine Bakılması
İlk Derece ve Bölge İdare Mahkemeleri, davacının disiplin ceza sayısının fazlalığına ve geçmişteki bazı ceza soruşturmalarına (beraat, KYOK, HAGB) dayanarak ayırma işlemini hukuka uygun bulmuştu. Ancak Danıştay 12. Dairesi, bu yaklaşımı kesin bir dille reddederek "Ceza sayısı fazla diye ayırma cezası verilemez. Ölçüt ceza adedi değil, ceza puanıdır!" tespitini yapmıştır. Bu, TSK disiplin hukukunda objektif ve somut ölçütlerin ne denli önemli olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır.
Danıştay’ın Hukuki Değerlendirmesi
Danıştay 12. Dairesi kararında şu noktalara dikkat çekmiştir:
- "Disiplinsizliği alışkanlık hâline getirme" tanımı, somut ceza puanı kriterlerine sıkı sıkıya bağlıdır.
- Ceza puanı hesaplaması yapılmadan tesis edilen ayırma işlemi, eksik inceleme niteliğindedir ve hukuka aykırıdır.
- Salt ceza adedinin fazlalığı, 6413 sayılı Kanun'daki açık düzenlemelere rağmen tek başına ayırma cezasına gerekçe oluşturmaz.
- Ceza soruşturmaları sonucunda verilen beraat, KYOK ve HAGB kararları, disiplin cezasına dayanak teşkil edemez ve ayırma işlemine gerekçe gösterilemez.
Bu gerekçelerle, Bölge İdare Mahkemesi kararı bozulmuştur.
Sonuç: Ayırma Cezası Hukuka Aykırı – Ceza Puanı Hesabı Zorunlu
Danıştay 12. Dairesi, temyiz istemini kabul ederek İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’nin E:2019/29 – K:2019/2434 sayılı kararını BOZMUŞ ve dosyayı yeniden karar verilmek üzere iade etmiştir.
Bu emsal karar, TSK personeli hakkında tesis edilen disiplin cezalarının ve özellikle "disiplinsizliği alışkanlık hâline getirme" gerekçesiyle verilen ayırma cezalarının, kanunla belirlenmiş objektif, ölçülebilir ve puan esaslı kriterlere sıkı sıkıya uygun olarak tesis edilmesi gerektiğini kesin bir şekilde ortaya koymuştur. Karar, idarenin keyfi uygulamalarının önüne geçilmesi ve personelin hukuki güvencesinin sağlanması açısından büyük önem taşımaktadır.