Tahliye Edilen Kamu Personeline “İzinsiz Göreve Gelmedi” Gerekçesiyle Fesih Hukuka Aykırı Bulundu

Kamu personel hukukunda emsal niteliğinde bir karar, binlerce kamu çalışanının haklarını yakından ilgilendiriyor. Danıştay 12. Dairesi, görevden uzaklaştırma kararı kaldırılmayan bir personelin işe başlamamasını "izinsiz devamsızlık" olarak değerlendirip sözleşmesini feshetmenin hukuka aykırı olduğuna hükmetti. Bu karar, idarenin takdir yetkisinin sınırlarını çizerek, tahliye sonrası işe dönüş süreçlerindeki belirsizliği önemli ölçüde gideriyor.

Bir TCDD Personelinin Mağduriyeti ve Hukuki Mücadelesi

Olayın geçmişi, TCDD Taşımacılık AŞ’de görevli bir personelin yaşadığı mağduriyete dayanıyor. Cezaevinden tahliye olmasının ardından göreve başlamayan personelin, 399 sayılı KHK’nın 45. maddesi uyarınca sözleşmesi feshedildi. Ancak fesih işlemi yapılırken göz ardı edilen kritik bir detay vardı: Personel hakkında yürürlükte olan görevden uzaklaştırma kararı henüz kaldırılmamıştı. İdare, personelin fiilen göreve başlamasına imkân tanımadığı halde, "izinsiz göreve gelmediği" gerekçesiyle bu radikal kararı almıştı. Bu durum, idarenin keyfi uygulamalarına karşı bir dizi hukuki mücadeleyi de beraberinde getirdi.

Mahkemelerden Hukuka Uygunluk Vurgusu

Personelin başlattığı hukuki süreç, ilk olarak İdare Mahkemesi'nde karşılık buldu. Mahkeme, görevden uzaklaştırma kararının yürürlükte olması sebebiyle personele fiilen göreve başlama hakkı tanınmadığını açıkça belirterek, fesih işlemini iptal etti. Bu karar, Bölge İdare Mahkemesi tarafından da aynı gerekçelerle onaylanarak, alt mahkemelerin hukuka uygunluk konusundaki duruşunu pekiştirdi.

Danıştay'dan Emsal Nitelikte Karar: Hukuki Boşluk Giderildi

Nihayet, dosya Danıştay 12. Dairesi'nin önüne geldi. 17 Mart 2025 tarihli kararında (Esas No: 2022/5752 — Karar No: 2025/1497), Danıştay önemli tespitlerde bulunarak, kamu personeli hukukunda çığır açan bir içtihata imza attı:

  • Takdir Yetkisine Sınır: 399 sayılı KHK’nın 56. maddesi uyarınca tutuksuz yargılanan personelin göreve başlatılması her ne kadar idarenin takdirinde olsa da, bu yetkinin keyfi kullanılamayacağı vurgulandı.
  • Devamsızlık Kavramına Netlik: Görevden uzaklaştırma kararı idare tarafından kaldırılmadığı sürece, personelin işe başlamamasının "mazeretsiz devamsızlık" olarak nitelendirilemeyeceği açıkça belirtildi. İdare, personeli resmen göreve çağırmadığı ve görevden uzaklaştırma engelini ortadan kaldırmadığı sürece, personel hakkında devamsızlık hükümlerinin uygulanamayacağı karara bağlandı.
  • Fesih Hukuka Aykırı: Bu temel tespitle birlikte, sözleşmenin feshi işleminin hukuka aykırı olduğuna hükmedildi.

Ayrıca mahkeme, davacının parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğine karar verirken, özlük hakları yönünden eksik hüküm kurulduğu gerekçesiyle kararı kısmen bozarak dosyayı yeniden incelemek üzere geri gönderdi. Bu, personelin sadece göreve dönüş hakkını değil, aynı zamanda uğradığı maddi kayıpların da telafi edilmesini öngörüyor.

Kararın Hukuki Önemi ve Geniş Etkileri

Danıştay'ın bu kararı; kamu personel hukuku, 399 sayılı KHK, görevden uzaklaştırma süreçleri, tahliye sonrası işe dönüş ve idarenin takdir yetkisinin kullanımı gibi konularda güçlü bir emsal teşkil ediyor. Bu içtihat, özellikle şu kesimler için büyük önem taşıyor:

  • 399 sayılı KHK kapsamında görev yapan tüm kamu görevlileri.
  • Hakkında ceza soruşturması veya kovuşturması yürütüldüğü için görevden uzaklaştırılan personel.
  • Cezaevinden tahliye edilmesinin ardından işine dönmeyi bekleyen ancak idari engellerle karşılaşan personeller.

Karar, idarelere açık bir mesaj veriyor: Görevden uzaklaştırma engelini kaldırmadığınız sürece, personelin göreve başlamamasından doğacak sorumluluk personele yüklenemez. Bu durum, idarenin personel haklarına daha saygılı ve hukuka uygun bir yaklaşım sergilemesini zorunlu kılıyor. Böylece, kamu hizmetinin sürekliliği ve çalışanların güvencesi arasında sağlıklı bir denge kurulması hedefleniyor.

Sonuç:

Danıştay'ın bu emsal niteliğindeki kararı, kamu personelinin hukuki güvencesini pekiştiren ve idarenin takdir yetkisini hukukun üstünlüğü ilkesiyle sınırlayan önemli bir adım olarak tarihe geçti. Artık idareler, görevden uzaklaştırma kararlarını kaldırmadan, personeli "izinsiz devamsızlık" gerekçesiyle mağdur edemeyecek. Bu karar, hukukun üstünlüğünün ve adil yargılanma hakkının kamu personel hukukundaki yansımalarının güçlü bir göstergesidir.

Bunları da Beğenebilirsiniz

Sosyal Medyada Biz

E-Bülten Üyeliği

Köşe Yazarları