Psikolojik Rahatsızlık Nedeniyle Göreve Gelmeyen Memur Müstafi Sayılabilir mi? Danıştay'dan Emsal Karar

Kamu hizmetlerinin aksamadan yürütülmesi, devlet memurlarının görevlerine düzenli devam etmesini zorunlu kılar. Ancak hayatın getirdiği zorluklar, özellikle de sağlık sorunları, bazen bu devamlılığı sekteye uğratabilir. Bu tür durumlarda, memurların haklarını korurken kamu hizmetinin işleyişini de güvence altına alan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 94. maddesi devreye girer.

İlgili madde, mazeretsiz ve kesintisiz 10 gün süreyle göreve gelmeyen bir memurun, görevinden çekilmiş sayılacağını (müstafi kabul edileceğini) açıkça belirtir. Peki, ya mazeret olarak gösterilen durum "psikolojik rahatsızlık" ise? Bu hassas durumda, memur doğrudan müstafi sayılabilir mi, yoksa idarenin farklı bir yaklaşım sergilemesi mi gerekir? Danıştay'ın yakın tarihli emsal kararı, bu soruya ışık tutarak hem memurlar hem de idareler için önemli bir yol haritası çiziyor.

Olayın Özeti: Bir Öğretmenin Zorlu Süreci

Konu yargıya taşınan olay, bir ortaokul öğretmeninin yaşadığı durumu ele alıyor. Öğretmen, 02/06/2021 – 08/06/2021 tarihleri arasında yasal bir sağlık raporu alarak görevinden uzak kalıyor. Ancak raporunun bitimini takiben 09/06/2021 tarihinden itibaren tam 10 gün boyunca mazeretsiz bir şekilde göreve gelmiyor. Okul idaresi, bu devamsızlığı yasal prosedürlere uygun olarak tutanak altına alıyor. Öğretmen ise bu devamsızlık dönemini "psikolojisinin bozuk olduğu" gerekçesiyle açıklıyor; fakat bu beyanını destekleyen herhangi bir resmi sağlık raporu ya da belgesi bulunmuyor. Bu durum üzerine Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmeni 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 94. maddesi uyarınca müstafi kabul ederek memuriyetine son veriyor.

Yargısal Süreç: Hukukun Katmanlı Yaklaşımı

Dosya ilk olarak yargıya taşındığında, İlk Derece Mahkemesi, öğretmenin mazeretsiz olarak 10 gün süreyle göreve gelmediği gerekçesiyle davayı reddediyor. Ancak Bölge İdare Mahkemesi, bu karara itiraz ederek farklı bir bakış açısı getiriyor. Mahkeme, psikolojik rahatsızlık iddiasının basit bir beyan olarak değerlendirilemeyeceğini, idarenin bu konuda yeterli bir araştırma yapmadan (örneğin bilirkişi incelemesi veya hastane sevki gibi yollarla) müstafilik işlemi tesis edemeyeceğini belirterek ilk derece mahkemesi kararını bozuyor ve işlemi iptal ediyor. Nihayetinde Danıştay 12. Dairesi, Bölge İdare Mahkemesi'nin bu kararını düzelterek onuyor ve böylece konuya ilişkin emsal niteliğinde bir içtihat oluşturuyor.

Danıştay'ın Yaklaşımı: İdareden Beklenen Titizlik

Danıştay, kararında özellikle müstafilik işlemlerinin doğası gereği "sıkı" bir şekilde yorumlanması gerektiğinin altını çiziyor. Zira müstafilik, bir memurun mesleki hayatını doğrudan ve ağır bir şekilde sona erdiren, telafisi güç sonuçları olan ciddi bir idari işlemdir. Bu nedenle, idarenin bu tür bir karar almadan önce azami özen ve titizliği göstermesi beklenir.

Danıştay'a göre, memurun "psikolojik rahatsızlık" beyanı, tek başına yasal bir mazeret olarak kabul edilmeyebilir; ancak idare, bu beyanı tamamen göz ardı edemez. Bilakis, memurun ileri sürdüğü bu gerekçeyi ciddiyetle ele alarak, idarenin kendi imkanlarıyla veya yasal yollarla (örneğin resmi bir hastaneye sevk, konunun uzmanı bir bilirkişi incelemesi veya resmi bir sağlık raporu talebi) memurun durumunu araştırması zorunludur. Gerçekten de, memurun ileri sürdüğü mazeretin doğruluğu bu yöntemlerle tespit edilmeden, devamsızlığın "mazeretsiz" olduğu sonucuna varılarak müstafilik işlemi tesis edilemez. Danıştay, özellikle psikolojik rahatsızlık gibi sübjektif ve derinlemesine inceleme gerektiren durumlarda, idarenin yüzeysel bir değerlendirmeyle yetinemeyeceğini ve hakkaniyet ilkesi gereği daha kapsamlı bir araştırma yapma yükümlülüğü olduğunu vurgulamıştır.

Sonuç ve Değerlendirme: Hem Memura Hem İdareye Önemli Mesajlar

Danıştay'ın bu emsal kararı, kamu personel hukukunda önemli bir mihenk taşı niteliğindedir ve hem kamu görevlileri hem de idareler için net mesajlar içermektedir:

  • Memurlar Açısından: Sağlık sorunları, özellikle de psikolojik rahatsızlıklar nedeniyle göreve devam edemeyecek durumda olan memurların, bu durumlarını mutlaka resmi sağlık raporları veya geçerli belgelerle desteklemesi hayati önem taşımaktadır. Sadece "psikolojim bozuktu" şeklindeki soyut bir beyan, hukuki koruma sağlamakta yetersiz kalabilir ve müstafilik gibi ağır sonuçlarla karşılaşmalarına yol açabilir. Proaktif olmak ve durumu belgelendirmek, kendi haklarını korumanın en önemli yoludur.
  • İdare Açısından: Müstafilik gibi memurun geleceğini derinden etkileyen bir işlem tesis edilmeden önce, idarenin her türlü mazeret beyanını, özellikle de psikolojik rahatsızlık gibi hassas durumları titizlikle araştırması ve belgelendirmesi gerekir. Yasalara uygun bir "araştırma yükümlülüğü", sadece formalite icabı değil, memurun haklarını koruyan ve idari işlemin hukuka uygunluğunu sağlayan temel bir ilkedir. Uzman görüşüne başvurmak veya gerekli sevkiyatları yapmak, idarenin bu konudaki sorumluluğunun bir parçasıdır.

Danıştay'ın bu kararı, kamu hizmetinin işleyişi kadar, bireylerin hak ve özgürlüklerinin korunmasının da önemini bir kez daha ortaya koymuş, hukukun üstünlüğü ve adil yönetim ilkelerinin kamu personel mevzuatındaki yansımasını güçlendirmiştir.

Bunları da Beğenebilirsiniz

Sosyal Medyada Biz

E-Bülten Üyeliği

Köşe Yazarları