Danıştay'dan Emsal Karar: Askerin Trafik Kazasında Ölümü Halinde Tazminat Davaları Artık Adli Yargıda Görülecek!
Danıştay 8. Dairesi, askerlik görevini yaparken trafik kazası sonucu hayatını kaybeden bir er için açılan tazminat davasında emsal nitelikte bir karara imza attı. Bu karar, asker, polis ve diğer kamu görevlilerinin karıştığı trafik kazalarından doğan tazminat davalarında "görevli yargı yolu" sorununu netleştirdi: Artık bu tür davalar idari yargıda değil, ADLİ YARGIDA görülecek. Karar, binlerce benzer dava için yol gösterici olacak.
Olayın Arka Planı: 1997'deki Kaza ve Uzun Yıllar Sonra Gelen Talep
Davacının oğlu, 1997 yılında Akhisar Hava Meydan Komutanlığı emrinde zorunlu askerlik görevini yaparken geçirdiği trafik kazasında vefat etti. Aile, yıllar sonra idareye başvurarak hem maddi hem de manevi tazminat talebinde bulundu. İdareden cevap gelmemesi üzerine başvuru zımnen reddedilmiş, bunun üzerine 501.000 TL tutarında tazminat istemiyle idari yargıda dava açılmıştı.
İlk ve Bölge İdare Mahkemelerinin Kararı: "Süre Aşımı Var"
İdare Mahkemesi, tazminat isteminin olaydan çok uzun zaman sonra yapıldığını belirterek, 2577 sayılı Kanun’un 12 ve 13. maddelerinde öngörülen 1 yıllık başvuru ve her hâlükârda 5 yıllık nihai sürelerin aşıldığını tespit etti ve davayı süre aşımı nedeniyle reddetti. Davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu da Bölge İdare Mahkemesi tarafından reddedilerek, süre aşımı kararı yerinde bulundu.
Davacının İtirazı: "Eylemin İdariliğini Sonradan Öğrendik"
Davacı, oğlunun ölümünde idarenin kusuru bulunduğunu ancak bunu ancak vazife malullüğü davası kapsamında verilen karar sonrasında öğrenebildiğini, dolayısıyla sürenin bu tarihten itibaren başlaması gerektiğini ileri sürdü.
Danıştay 8. Daire'den Kesin Hüküm: Uyuşmazlık Adli Yargının Görevinde!
Danıştay, uyuşmazlığı süre aşımı açısından değil, doğrudan yanlış yargı yolunda açılan dava açısından ele aldı ve net bir tespit yaptı: 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 110. maddesi uyarınca, trafik kazalarından doğan sorumluluk davaları—araç kamuya ait olsa bile—adli yargıda görülür.
Danıştay'ın kararda vurguladığı temel noktalar şunlardı:
- Trafik düzeni ve güvenliğine ilişkin tüm uyuşmazlıklar özel hukuk alanına girer.
- Aracın özel araç ya da kamu aracı olması yargı yolunu değiştirmez.
- Zarar görenin asker veya kamu görevlisi olması da yargı yolunu etkilemez.
- Bu tür durumlarda idarenin kamu gücünü kullanması söz konusu değildir.
- Anayasa Mahkemesi’nin 2013 tarihli kararı, 110. maddenin Anayasaya uygun olduğunu açıkça ortaya koymuştur.
- Uyuşmazlık Mahkemesi de benzer davalarda adli yargıyı görevli saymaktadır.
Bu nedenle, davanın idari yargıda görülmesi hukuken mümkün değildir.
Kritik Nokta: İdari Yargı "Görev Yönünden Ret" Vermeliydi
Danıştay, alt derece mahkemelerinin tartıştığı süre aşımı konusunu yerinde bulmadı. Çünkü doğru yargı yolu adli yargı olduğunda, süre aşımı değerlendirilmeden önce "görev yönünden ret" kararı verilmesi gerekmekteydi. Bu sebeple, ilk derece mahkemesinin "süre aşımı" ve Bölge İdare Mahkemesi’nin bu kararı onaması hukuka aykırı bulundu.
Sonuç: Karar Bozuldu ve Emsal Niteliği
Danıştay 8. Daire, temyiz başvurusunu kabul ederek Bölge İdare Mahkemesi kararını BOZDU ve dosyanın doğru karar verilmek üzere iade edilmesine hükmetti. Bu karar kesindir.
Bu emsal nitelikteki karar, asker veya kamu görevlilerinin trafik kazası sonucu ölümü ya da yaralanması halinde açılacak tazminat davalarında yargı yolunu artık kesin olarak belirlemiş oldu:
- Trafik kazası varsa, yargı yolu ADLİ YARGI'dır.
- Araç kamuya ait olsa bile bu sonuç değişmez.
- Olay askeriyede yaşansa bile yargı yolu aynıdır.
- İdari yargıya başvurmak, yanlış yargı yolu sebebiyle davanın reddine yol açar.
Bu içtihat, benzer nitelikteki tüm davalar için bundan böyle yol gösterici olacaktır.