Son Haberler

Anayasa Mahkemesi 4045 sayılı kanunun birinci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ve Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesindeki HAGB kararına güvenlik soruşturması kapsamında ulaşılmasına ilişkin kararı iptal etti.


Anayasa Mahkemesinden Asker Polis ve Bekçi Olacaklar İçin Önemli Karar

                28 Nisan 2020 tarih ve 31112 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 19/02/2020 tarih 2018/163 E. Ve 2020/13 Karar sayılı kararıyla; 4045 sayılı Güvenlik Soruşturması, Bazı Nedenlerle Görevlerine Son Verilen Kamu Personeli İle Kamu Görevine Alınmayanların Haklarının Geri Verilmesine Ve 1402 Numaralı Sıkıyönetim Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’un 1’inci maddesine 18/10/2018 tarihinde 7148 sayılı Kanunun 29’uncu maddesiyle eklenen ve Güvenlik Soruşturmasına esas teşkil edecek bilgi ve belgelerin Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması yapmaya görevli birimlerin yetkilerini düzenleyen 2’nci fıkrası Anayasa’ya aykırılığı sebebiyle açılan iptal davası Anayasa Mahkemesinin 19 Şubat 2020 karara bağlanarak söz konusu fıkranın iptaline karar verilmiştir.

                Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimlerin, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında bakanlıklar ile kamu kurum ve kurutuşları arşivlerinden ve elektronik bilgi işlem merkezlerinden bilgi ve belge almaya, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesinin beşinci ve 231 inci maddesinin onüçüncü fıkraları kapsamında tutulan kayıtlara ulaşmaya, Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından yürütülen soruşturma sonuçlarını, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar ile kesinleşmiş mahkeme kararlarını almaya yetkili olduğunu düzenleyen ek fıkra ile Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmaya yetkili birimlerin özellikle 5271 sayılı Kanunun 171’inci maddesi ile 231 maddesi kapsamında tutulan kayıtlara ulaşmaları tartışma konusuydu. Nitekim;

a.            5271 sayılı Kanun’un 171’inci maddesi Cumhuriyet Savcısının kamu davası aşamasındaki takdir yetkisini düzenlemekte olup bazı koşulların varlığı altında kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verebileceğini 5’inci fıkra kapsamında ise kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararların bunlara mahsus sisteme kaydedilmesi zorunluluğunu ve söz konusu kayıtların ise ancak bir soruşturma veya kovuşturma bağlantılı olarak Cumhuriyet Savıcı, hakim veya mahkeme tarafından istenmesinin mümkün olduğu,

b.            5271 sayılı Kanun’un 171’inci maddesi (4)’ncü fıkrası, hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilenlerin belirlenen erteleme suresi içinde kasıtlı bir suç islememesi halinde söz konusu soruşturma, kovuşturmaya yer olmadığına kararıyla sonuçlandırılacağı,

c.            5271 sayılı Kanun’un 231. maddesinde ise belirli koşulların varlığı halinde sanık hakkında  hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebileceği, kararların bunlara mahsus sisteme kaydedilmesi zorunluluğunu ve söz konusu kayıtların ise ancak bir soruşturma veya kovuşturma bağlantılı olarak Cumhuriyet Savıcı, hakim veya mahkeme tarafından istenmesinin mümkün olduğu istenen kayıtlar bu amaçlar dışında kullanılamayacağı,

d.            Belirlenen denetim suresi içinde kasıtlı bir sultan mahkum olunmaması ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranılması halinde açıklanması geri bırakılan hükmün  ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verileceği düzenlemekteydi.

                Görüleceği üzere kamu personeli alım ilanı çerçevesinde kamu kurum ve kuruluşlarına başvuran adayların soruşturma ve kovuşturma aşamasında verilen her türlü ve özellikle de kendilerine mahsus sistemde kayıt altında bulunan kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimler tarafından erişilerek elde edilen bilgilere göre kişi hakkında değerlendirme yapılmaktaydı. Söz konusu düzenleme ile güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması faaliyet kapsamında kamu idaresine girmek amacıyla yapılan başvurularda adayların kişisel veri niteliğinde olan verilerinin sınırsız bir şekilde toplanması, sınıflandırılması, işlenmesi ve değerlendirilmesi adayların temel hak ve özgürlükler içerisinde sayılan kişisel verilerini koruma ve geleceğini belirleme haklarını ihlal ettiği tartışılmaktaydı. Bu kapsama Anayasa Mahkemesine yapılan başvuru, “…güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli olanların bu kapsamda kişisel veri niteliğindeki bilgilere ulaşması öngörülmüşken Kanun'da bu bilgilerin ne şekilde kullanılacağına, hangi mercilerin soruşturma ve araştırmayı yapacağına, bu bilgilerin ne suretle ve ne kadar süre ile saklanacağına, ilgililerin söz konusu bilgilere itiraz etme imkanının olup olmadığına, bilgilerin bir müddet sonra silinip silinmeyeceğine, silinecekse bu sırada izlenecek usulün ne olduğuna, yetkinin kötüye kullanımını önlemeye yönelik nasıl bir denetim yapılacağına ilişkin herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Diğer bir ifadeyle güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılmasına ve elde edilecek verilerin kullanılmasına ilişkin keyfiliğe izin vermeyecek şekilde belirli ve öngörülebilir kanuni güvenceler belirlenmeksizin, kuralla güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli olanların bu soruşturma ve araştırma kapsamında kişisel veri niteliğindeki bilgileri almakla yetkili oldukları belirtilmiştir. Güvenlik Soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda kişisel veri niteliğindeki bilgilerin alınmasına, kullanılmasına, işlenmesine yönelik güvenceler ve temel ilkeler kanunla belirlenmeksizin bunların alınmasına ve kullanılmasına izin verilmesi Anayasa’nın 13. Ve 20. Maddeleriyle bağdaşmamaktadır.” Denilerek Anayasa’ya aykırılığı sebebiyle iptaline karar verilmiş ve Resmi Gazete’de yayımladığı tarih olan 28 Nisan 2020 tarihinden itibaren de yürürlükten kaldırılmıştır.

                Avukat Bilgehan UTKU sorularımıza vermiş olduğu yanıtta "Anayasa Mahkemesinin kişisel verilerin korunması kapsamında vermiş olduğu iptal kararı sonrası asker/polis/bekçi olmak için başvuran adaylar hakkında Anayasa Mahkemesinin belirttiği koşullar göz önüne alınarak yapılacak yeni bir düzenlemeye kadar yürürlükte olan kanun ve yönetmelik çerçevesinde güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılacaktır. Halen devam eden davalara etkisini ifade etmek gerekirse; bilindiği üzere Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümeyen ve Resmi Gazete’de yayımlandığı gün itibaren hüküm doğuran kararlardır. Ancak Anayasa’nın Temel Hak ve Özgürlüklere yönelik düzenlemeler içerisinde yer alan hak ihlali gerekçesiyle verilen bu kararın ihlalin ağırlığı da göz önünde tutularak Anayasa Mahkemesinin Devlet Memurluğu Kanunda düzenlenen Güvenlik Soruşturması yapılmasına ilişkin düzenlemenin iptal kararında olduğu gibi İdare Mahkemeleri tarafından dikkate alınacağını düşünmekteyiz. Anlaşılacağı üzere görülmekte olan davalarda Anaysa Mahkemesinin bu kararının göz önünde bulundurulması gerekmektedir."                                                                                                                                                                                                                                                            

Sosyal Medyada Biz

E-Bülten Üyeliği